«TANRILARIN SEVDİĞİ İNSAN GENÇ ÖLÜR»

(Quem di amaverunt, haec moritur infas)

 

philadelphia epigram web

Elimizdeki mezar yazıtlarından anladığımız kadarı ile, eski Yunan ve Romalılarda Ruh’un ölümsüzlüğü konusunda tam bir fikir birliği yoktu. Örneğin, Roma’da bulunan bir mezar taşında herkesin ölümlü olduğu vurgulanmaktadır:

menandros-for-web

«Elveda Midon! Kimse ölümsüz değildir; Herakles bile öldü!»

Ölümün kaçınılmaz olduğuna ve bu nedenle yaşamın tadını çıkarmak gerektiğine ilişkin bir örnek de, Nikomedeia’daki (İzmit) “9. döğüşünde stadionda ölen” bir boksörün mezar taşıdır:

«Oyna, gül, ey yolcu, bil ki senin de ölmen gerekecek!».

Eski Yunan ve Romalılardaki çok yaygın bir diğer düşünceye göre de, ölen bir kişi yarıtanrı (heros) mertebesine ulaşarak tanrıların arasına katılıyordu. Bu nedenle, birçok mezar taşında özellikle zamansız ölen kişiler heros diye nitelendirilmekteydi. Ama Roma imparatorları ya da diğer bazı önemli kimseler öldükten sonra Tanrı (Theos ya da Divus) ilan ediliyor ve onlar adına bazı tapınma törenleri düzenleniyordu.

Diğer bir düşünceye göre de, genç yaşta ölen kimseler tanrıların arasına karışarak ölümsüzlüğe ulaşıyorlardı. Bu nedenle, genç ölenlerin aslında tanrıların sevdikleri insanlar olduklarına inanılmaktaydı. Örneğin, Homeros’un Odysseia destanında Argos kralı Oikles, Zeus ve Apollon tarafından çok sevilen bir kimsedir ve bu nedenle genç yaşta ölür.

Aslında «Tanrıların sevdiği kişi genç ölür» sözü ünlü Atinalı oyun yazarı Menandros’a aitti.  Menandros bu sözü Monostichoi (Birer Dizelik Düşünceler) adlı yapıtında kullanılmıştı. Yüzyıllar boyu dilden dile dolaşan bu söz, genç yaşta ölen kimselerin mezar şiirlerinde sıklılkla kullanılmıştı. O kadar ki, bu söylemin Latince çevirisi Roma’da ele geçen bir mezar yazıtında da yer almıştı:

Quem di amaverunt, haec moritur infas.

         Menandros'un bu ünlü sözünün Anadolu’da da dilden dile dolaştığı anlaşılmaktadır. Örneğin, Alaşehir’de (Philadelphia) bulunarak Manisa Müzesi’ne taşınan, üst kısmı okunamaz haldeki Grekçe bir mezar şiiri şöyle son bulmaktadır:

kepsut hadrianoutherai

Onurlu bir yaşam sürdüm, öldüm henüz otuzumda,
Ne evlenmek geldi aklıma, ne evlat edinmek ve ne de sevmek
Çünkü her kim ki onu sevmişse tanrılar, o kişi ölür genç yaşında.

Öte yandan, Kepsut’da (Hadrianoutherai) ele geçen bir başka Grekçe mezar taşında da aynı dizeyi görmekteyiz. Asklepiades ile Artemis adlı anne-babanın, genç yaşta ölen oğulları Meidias için yazdırdıkları mezar şiiri şöyle bitmektedir:

Beni  tanımak istersen, ey yolcu,
Meidias’ım ben, bir taş ustası,
Tanrılara gittim, ölümsüzlerle birlikteyim şimdi,
Zira onların sevdiği herkese genç yaşta gelir ölüm sırası.

Kimilerine göre de, yaşam insanlara tanrılar tarafından açılan bir kredi idi ve bunun bir vadesi vardı ve günü geldiğinde borcun ödenmesi gerekiyordu. Alaşehir’de bulunup Manisa Müzesi’ne taşınan bir mezar şiiri bu düşünceyi yansıtan iyi bir örnektir:

Yaşam bana ait değildi, ey yabancı, ödünç almıştım zamanı
Şimdi vadesi doldu; geri verdim, ödendi tamamı.

epigram-philadelphia H. Malay

 












KISA KAYNAKÇA:
R. Lattimore, Themes in Greek and Latin Epitaphs, 1942.
G. Petzl, Tituli Asiae Minoris V, 3, 2007, no. 1904 ve 1912.
R. Merkelbach – J. Stauber, Steinepigramme auf dem griechischen Osten I, 1998, 487 ve II (2001), 102.
S. Şahin, Arkeoloji Dergisi I (Erol Atalay Memorial), İzmir 1994, 186 ve 188.
H. Malay, Greek and Latin Inscriptions in the Manisa Museum, 1993, no. 305 ve 400.